Elindeki kitabın kapağını kapatıp burnuna yaklaştırdı. Saman kâğıdın kokusunu içine çekti uzun uzun. Bu sırada gözleri karşıdaki koltuğa dikiliydi. Gözlerini ayırmadan elindeki kitabı koltuğun sağ yanına koydu. Eli bir süre kitabın üzerindeydi. Sonra aniden ellerini kaldırıp yüzünü kapadı. Elleriyle kapadığı yüzünün görünen hiçbir noktasından yaş süzülmüyordu. İç çekip ağlamayı bıraktığında kısık hıçkırıkların arasında avuçlarını açtı. Avuçlarının içine baktı. Parmaklarının arasından sular damlıyordu. Yaşlarla dolmuş bir avuçla ne yapacağını bilemedi önce. Şaşkınlıkla sağına soluna baktı. Ne yapacağını bilemedi. Burnunu çekip avucuna bakmaya devam etti. Belki öylece on dakika durmuştu.
bir şey yapması gerektiğini düşününce ellerini yüzüne yaklaştırıp gözyaşlarını kokladı. Gözyaşlarının kokusu olmaz mıydı? Sonra yaşlarını yüzüne sürdü. Gözyaşlarıyla yıkadı yüzünü. Tuz tenini yakıyordu. Yanmayla beraber yüzünün silindiğini hissetti. Gözyaşlarının yüzünü yok ettiğini, artık bir yüzünün olmadığını hissetti. Elleri kucağında, başı eğik bir şekilde ‘yüzüm yok artık’ diye sayıklıyordu. Sesi çıkmıyordu. Dudakları olmayan birinin sesi çıkmaz mıydı? Belki de kulakları olmadığından sesini duymuyordu. Ama kelimelerden hoşnuttu.
Yüzüm yok. Yüzüm artık yok. Yüzüm yok. Yok. Kelimeler güzeldi. Acı çekse bile tekrar etmeye devam etti. Tekrarladı. Tekrarladı. Tekrarladı saatler boyunca.
-yüzüm yok artık
-yüzüm yok
-yüzsüzüm ben!
Kelimeler güzeldi. Acıtsalar bile güzeldi. Kelimeler gerçekti. Kelimeler özgürlüktü. Yüzü olmasa da kelimeleri vardı. Yüzsüzdü. Artık yüzsüzdü. Kelimelere takılmışken niçin acı çektiğini unuttu. Neden acıyordu canı? Neden ağlamıştı? Artık ağlayamayacağını, gözlerinin olmadığını düşündü. Sonra umursamamaya karar verdi. Ağlamak güzel bir şey miydi ki umursasın? Sonra hatırladı. Üzüntüsünün kelimeleri zihninde yankılandı.
Üzgündü çünkü yaptıklarından dolayı utanıyordu.
Utancı geldi aklına. Kalbinin sıkıştığını, canının yeniden acıdığını, nefesinin kesildiğini hissetti. Eğer bir yüzüm olsaydı diye düşündü.
Eğer bir yüzüm olsaydı şimdi utancımdan kızarırdım.
Kelimeler güzeldi. Acı bir olayı hatırlatsalar da kelimeler özgürlüktü. O anda farkında olduğu gerçekler onu rahatlattı. Olanların ironik yanı mutluluk vericiydi. Eğer bir yüzü olsa gülümserdi.
Ama işte yüzü yoktu!
Zaten bu yüzden mutlu olmuştu!
Artık bir yüzü yoktu. Gülemezdi. Kızaramazdı. Utanamazdı. Yüzsüzdü.
Kelimeler güzeldir. Gerçektir, özgürlüktür. Yüzün yoksa utanamazsın. Yüzün yoksa yüzsüzsün. Kelimeler utancı sildi. Kelimeler yüzsüzlüğü gerçek kıldı. Artık o tam anlamıyla bir yüzsüzdü.
12
May
YÜZSÜZ
posted by Özlem in Öykü and have
-
Arşivler
-
Kategoriler
-
recent posts
Kategoriler
-
Son Yazılar
- YÜZSÜZ
- Bir varmış bir yokmuş… tatlı rüyalar!
- Ay - Yalnızlık - Güneş
- Billie Holiday Nam-ı diğer LADY DAY…
- Kim O ?
- ÜNZİLE
- REHBERDEN SİLİNENLER
- Gerry Mulligan’la güzel akşamüstleri dilerim
- Curse of the Golden Flower
- alice harikalar diyarında..
- Güneşi Gördüm
- Lorenzo’s Oil
- “KÖTÜ AHLAK”I: MARQUİS DE SADE
- İSPANYOLAN
- SOKAK KRALİÇESİ
-
Son Yorumlar
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için s tarafından yapılan yorum
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için rite tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için omur tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
- Curse of the Golden Flower yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
Bağlantılar
- site güncellenme, düzenlenme ve tamamlanma aşamasındadır, yanlış/eksik şeyler görüp tribal enfeksiyon kapmayınız.
-
Yönetim
© Jazzlem :) 2008 | Retromania Wordpress Theme, created by Jay Hafling.
Powered by WordPress • WordPress Themes
Live reply