Dışarı çıktığımda havanın bu kadar güzel olmasına sinirlenmiştim. Sınav zamanı, insanın havanın etkilerine kapılmaması gerekiyor. Kemik çerçeveli gözlüklerimi takıp, suratım asık bir şekilde ilerliyordum. Aklımda sınavına gireceğim dersin konuları… Otobüse binebilmek için durağa kadar yürüdüm. Mp3çalardan hot hot heat-middle of nowhere dinliyordum. Tam önümden küçük bir kız geçti. Bir an duraksadım.
Küçük kırmızı elbisesi dizlerinin üzerindeydi. Elbisesi kurdeleyle bezeliydi. Kırmızı elbisesinin altına kırmızı converseler giymişti. Beyaz muzlu çoraplarında kırmızı kalpler vardı. Saçlarını salmış, kırmızı bir taç takmıştı. Olsa olsa altı yaşındaydı. Gülümseyerek ilerliyordu. Ellerinin arasında dünyanın en önemli şeyini taşır gibiydi. Küçük elleriyle sımsıkı sardığı şeyi bir süre göremedim. Önüme geldiğinde ister istemez durup baktım. Ellerinin arasındaki, o dünyanın en önemli her şeyden korumak istermişçesine sımsıkı sardığı şeyi gördüm. Yavru bir tavşandı. Minik kırmızı gözleri ve bulunduğu avuçların sıcaklığında huzurdan rahatlamış küçük bedeniyle öylece duruyordu. Korkmadığı, o ellerden kurtulmak istemediği belliydi.
Bir an için kendimi Alice harikalar diyarında hissettim. Küçük kız, tavşan yavrusu, güneşli hava… Şimdi bunda bu kadar şaşırılacak ne var diyorsunuz biliyorum. Tüm o griliğin, beton yapıların ve simsiyah giyinmiş ruhu da kararmış bir benin yanına bu sahneyi getirin. Oldukça bir araya gelemeyecek sahneler dimi! Kızın gözlerinde gördüğüm mutluluk ise, ne zamandır tatmadığım bir mutluluk. Sevgi ve sahiplenmeyle tüm dünyaya karşı gelmenin gururu ve birde sevdiği şeyle olmanın mutluluğu! Kıskanmamak elde değil.
Gülümsedim ve ilerledim. Ama o andan sonra günüm olabileceğinden daha farklı geçti. Sınav öncesi Hitlerden, işkencelerden, sosyalizasyondan bahseden arkadaş grubuma katıldım. Suratımda bir gülümsemeyle dinliyordum. Tamam, kabul ediyorum. Dinlemiyordum. Sınavmış, dersmiş, Hitlermiş umurumda değildi. Yorgun ve ders çalışmaktan zombileşmiş arkadaşlarım güzel ve enerjik göründüğümü söylediler. Solgun yüzlerine bakınca bende anladım. Hayat enerjimizi yok eden tüm şartlara rağmen o küçük kız bana mutluluk vermişti. Yüzüme yansımış olmalı.
Kötü geçen sınavım bile bunu değiştiremedi. Sabahtan beri o küçük kızı ve çocukluğumu düşünüyorum. Üzerimde bir polyanna etkisi ve hala aynı şarkıyı dinliyorum.
Archive for the 'Diğerleri' Category
13
Nis
alice harikalar diyarında..
29
Mar
Yalnizliga Alistim & Kucuk Prens
R&B/soul/funk türü müzik yapan grubun vokali Eda Güney. gerçekten de çok güzel bir sesi var. insanın içini ısıtan aynı zamanda melakoliye boğan bir ses… Sözler ise ayrı bir güzel. bu aralar bu iki parçaya takmış olmakla beraber, içimden geçen sözlerin bu şarkılarda geçtiğini düşünüyorum :..(
posted by olci in Diğerleri and have No Comments
22
Mar
Merhaba!
Jazz severler, sevdirilenler, merhabalar : ) Sitemiz açıldı, takip etmeye devam edin.)
-
Arşivler
-
Kategoriler
-
recent posts
Kategoriler
-
Son Yazılar
- YÜZSÜZ
- Bir varmış bir yokmuş… tatlı rüyalar!
- Ay - Yalnızlık - Güneş
- Billie Holiday Nam-ı diğer LADY DAY…
- Kim O ?
- ÜNZİLE
- REHBERDEN SİLİNENLER
- Gerry Mulligan’la güzel akşamüstleri dilerim
- Curse of the Golden Flower
- alice harikalar diyarında..
- Güneşi Gördüm
- Lorenzo’s Oil
- “KÖTÜ AHLAK”I: MARQUİS DE SADE
- İSPANYOLAN
- SOKAK KRALİÇESİ
-
Son Yorumlar
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için s tarafından yapılan yorum
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için rite tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için omur tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
- Curse of the Golden Flower yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
Bağlantılar
- site güncellenme, düzenlenme ve tamamlanma aşamasındadır, yanlış/eksik şeyler görüp tribal enfeksiyon kapmayınız.
-
Yönetim
© Jazzlem :) 2008 | Retromania Wordpress Theme, created by Jay Hafling.
Powered by WordPress • WordPress Themes