Tüm gece eski günleri andık, güldük, hüzünlendik. Belki de o yüzden Cihan’ın aklına o komik fikir geldi. Uykum vardı ve bütün gece Ezgi’yle uğraştığımız kolaj çalışması yüzünden yorgun hissediyordum. Etraftaki tüm kâğıt parçalarını topladıktan sonra yatağa uzandım. Cihan hadi kitap okuyalım dedi. Bu fikre sevinmiştim ama benim düşündüğüm gibi olmadı. Zannettim ki herkes kitabını alır bir kenara geçer ve biraz başımı dinlerim.
Belki de eskileri anmak çocukluk özlemlerimizi geri getirmişti. Cihan kitap okuyalım derken, masalları kastediyormuş aslında. Masal mı? Bu yaşta mı? Ezgi’yle pijamalarımızı giydik. Uyumak istiyorduk ama Cihan masal konusunda ısrarlıydı. Komik adam şu Cihan! Ona ‘fantezi man’ dememizin haklı yanları var galiba. Biz uzandık bir yandan gülüyoruz. Cihan eline laptop’u alıp karşıdaki sandalyeye oturdu. Hangi masalı okuyayım diye sordu. Ciddiydi. Bu komik fikri ne kadar sürdürebileceğini merak ediyordum. ‘Hansel ve Gratel’ diye cevap verdim. İnternetten masalı bulup okumaya başladı. Ezgiyle kendimizi tutamayıp gülüyorduk.
Çocukluğumda bana hiç masal okumadılar. Amerikan aile filmlerinde olduğu gibi, iyi geceler öpücüğü de almadım. Komikti. Ama çocukken biri bana masal okusa ne kadar mutlu olabileceğimi düşündüm. Siz uzanıp tatlı yorgunlukta yorganı üzerinize çekip, gözlerinizi yumup dinlerken, ılık sesli bir annenin uzak masal diyarlarını size anlattığını bir düşünün. Gerçekten güzel olmalı. Bizim durumumuzda komik olan okuyan bir arkadaşımızdı ve sesi hiçte ılık tatlı bir tona sahip değildi. Ne yalan söyleyeyim. Sesini kısarak ve tonlayarak çaba sarf ediyordu. Sonra Niyazi geldi. O da koltuğa oturup dinlemeye başladı.
Artık gülmüyorduk, dinliyorduk. Cihan’ın aklına bu fikir nereden geldi bilmiyorum ama hayli eğlenceliydi. Yorgunluğu ve tüm stresinizi atıyorsunuz. Çocuk masallarının masum dünyasını dinlerken, çocukluğunuzu geri dönüyorsunuz. Bir ara uyandım. Uyumuş olduğuma şaşırdım. Masal dinlerken uyumuştum. Cihan laptopu kapatıp gitti. İyi geceler diyip tekrar uykuya daldım. Uyumakta zorlanan, uyuyabilmek için bir saat uğraşan, yatakta dönüp duran biri olarak bu beni çok şaşırttı. Masal diyarından rüyalara geçiş yapmıştım.
Hansel ile Gratel geri dönebilmek için ekmek kırıklarını yola serptiler. İyi geceler!
Archive for the 'Günlük' Category
Bir varmış bir yokmuş… tatlı rüyalar!
alice harikalar diyarında..
Dışarı çıktığımda havanın bu kadar güzel olmasına sinirlenmiştim. Sınav zamanı, insanın havanın etkilerine kapılmaması gerekiyor. Kemik çerçeveli gözlüklerimi takıp, suratım asık bir şekilde ilerliyordum. Aklımda sınavına gireceğim dersin konuları… Otobüse binebilmek için durağa kadar yürüdüm. Mp3çalardan hot hot heat-middle of nowhere dinliyordum. Tam önümden küçük bir kız geçti. Bir an duraksadım.
Küçük kırmızı elbisesi dizlerinin üzerindeydi. Elbisesi kurdeleyle bezeliydi. Kırmızı elbisesinin altına kırmızı converseler giymişti. Beyaz muzlu çoraplarında kırmızı kalpler vardı. Saçlarını salmış, kırmızı bir taç takmıştı. Olsa olsa altı yaşındaydı. Gülümseyerek ilerliyordu. Ellerinin arasında dünyanın en önemli şeyini taşır gibiydi. Küçük elleriyle sımsıkı sardığı şeyi bir süre göremedim. Önüme geldiğinde ister istemez durup baktım. Ellerinin arasındaki, o dünyanın en önemli her şeyden korumak istermişçesine sımsıkı sardığı şeyi gördüm. Yavru bir tavşandı. Minik kırmızı gözleri ve bulunduğu avuçların sıcaklığında huzurdan rahatlamış küçük bedeniyle öylece duruyordu. Korkmadığı, o ellerden kurtulmak istemediği belliydi.
Bir an için kendimi Alice harikalar diyarında hissettim. Küçük kız, tavşan yavrusu, güneşli hava… Şimdi bunda bu kadar şaşırılacak ne var diyorsunuz biliyorum. Tüm o griliğin, beton yapıların ve simsiyah giyinmiş ruhu da kararmış bir benin yanına bu sahneyi getirin. Oldukça bir araya gelemeyecek sahneler dimi! Kızın gözlerinde gördüğüm mutluluk ise, ne zamandır tatmadığım bir mutluluk. Sevgi ve sahiplenmeyle tüm dünyaya karşı gelmenin gururu ve birde sevdiği şeyle olmanın mutluluğu! Kıskanmamak elde değil.
Gülümsedim ve ilerledim. Ama o andan sonra günüm olabileceğinden daha farklı geçti. Sınav öncesi Hitlerden, işkencelerden, sosyalizasyondan bahseden arkadaş grubuma katıldım. Suratımda bir gülümsemeyle dinliyordum. Tamam, kabul ediyorum. Dinlemiyordum. Sınavmış, dersmiş, Hitlermiş umurumda değildi. Yorgun ve ders çalışmaktan zombileşmiş arkadaşlarım güzel ve enerjik göründüğümü söylediler. Solgun yüzlerine bakınca bende anladım. Hayat enerjimizi yok eden tüm şartlara rağmen o küçük kız bana mutluluk vermişti. Yüzüme yansımış olmalı.
Kötü geçen sınavım bile bunu değiştiremedi. Sabahtan beri o küçük kızı ve çocukluğumu düşünüyorum. Üzerimde bir polyanna etkisi ve hala aynı şarkıyı dinliyorum.
Merhaba!
Jazz severler, sevdirilenler, merhabalar : ) Sitemiz açıldı, takip etmeye devam edin.)
-
Arşivler
-
Kategoriler
-
recent posts
Kategoriler
-
Son Yazılar
- YÜZSÜZ
- Bir varmış bir yokmuş… tatlı rüyalar!
- Ay - Yalnızlık - Güneş
- Billie Holiday Nam-ı diğer LADY DAY…
- Kim O ?
- ÜNZİLE
- REHBERDEN SİLİNENLER
- Gerry Mulligan’la güzel akşamüstleri dilerim
- Curse of the Golden Flower
- alice harikalar diyarında..
- Güneşi Gördüm
- Lorenzo’s Oil
- “KÖTÜ AHLAK”I: MARQUİS DE SADE
- İSPANYOLAN
- SOKAK KRALİÇESİ
-
Son Yorumlar
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için s tarafından yapılan yorum
- Jazzlem Kimdir ¿ yazısı için rite tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için omur tarafından yapılan yorum
- Kim O ? yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
- Curse of the Golden Flower yazısı için Özlem tarafından yapılan yorum
Bağlantılar
- site güncellenme, düzenlenme ve tamamlanma aşamasındadır, yanlış/eksik şeyler görüp tribal enfeksiyon kapmayınız.
-
Yönetim